Ailesel hiperkolesterolemiden sorumlu olan geni bir çocuğuna aktarma
olasılığı, ikide birdir. Ailesel hiperkolesterolemide erken koroner
kalp hastalığı (KKH) gelişme riski çok yüksek olduğundan, kan
kolesterol düzeylerini ölçerek hastalıklı çocukların sap
| Diyabet Dünyası Diyabet ve tedavi seçenekleri hakkında bilmek istediğiniz herşey www.DiyabetDunyasi.com |
AİLESEL HİPERKOLESTEROLEMİ: AİLENİN YAPMASI GEREKENLER
Ailesel hiperkolesterolemiden sorumlu olan geni bir çocuğuna aktarma
olasılığı, ikide birdir. Ailesel hiperkolesterolemide erken koroner
kalp hastalığı (KKH) gelişme riski çok yüksek olduğundan, kan
kolesterol düzeylerini ölçerek hastalıklı çocukların saptanması çok
mantıklıdır. Çocukluk döneminde kan total kolesterol düzeyi 270
mg/dL'nin üzerindeyse, ailesel hiperkolesterolemi olasılığı yüksektir.
Anormallik genellikle bebeklikten itibaren saptanabilirse de, test
yapılacak yaş annebabanın arzusuna ve ailede olası KKH ortaya çıkış
yaşına bağlıdır. Bütün aile uygun şekilde diyet yapıyorsa, test
geciktirilebilir ama iki nedene bağlı olarak on yaşına kadar
yapılmasında yarar vardır. Birinci olarak, daha erken yaşlarda
başlandığında diyete uyum daha iyi olmaktadır. İkincisiyse, bazı
çocuklar ilaç tedavisinden yarar görebilmektedir.
Kan kolesterol düzeylerinin yükseldiği, poligenik hiperkolesterolemi
gibi diğer durumlar, çocukluğun erken evrelerinde belirgin bir şekilde
ortaya çıkmaz ve ergenlik sonrasına kadar kan düzeylerini ölçmenin çok
az kazancı vardır.
Ailesel hiperkolesterolemi bulunan çocukların tedavisi
Erişkinlerde olduğu gibi, tedavinin temelini diyet oluşturur; ancak
pratikte bütün diyet yaklaşımlarının büyüme-gelişme çağına uygun olması
önemlidir. Orta düzeyde obezite bile hiperkolesterolemiyi
şiddetlendirebildiğinden, enerji alımı yeterli olup aşırı olmamalıdır.
Sayfa 62'deki kutuda belirtilen önlemler alınarak, doymuş yağ tüketimi
olabildiğince azaltılmalıdır. Ayrıca sigara alışkanlığı gibi öteki KKH
risk faktörlerine ilişkin tavsiyeler de belirtilmelidir.
Bazen çocuklara da ilaç tedavisi tavsiye edilmesi gerekir (özellikle
ailede erken KKH başlangıcı söz konusuysa). Vücuda emilmediği ve
dolayısıyla yan etki potansiyeli daha düşük olduğu için, çoğu zaman
reçineler tavsiye edilmektedir. Ama çocuklar bu ilaçları almaktan
hoşlanmayabilir; ilaçlar hazımsızlığa ve barsak işlevinde
değişikliklere neden olabilir. Statinlerin büyüme ve gelişme üzerindeki
etkileri çok az bilindiğinden, genellikle bu ilaçlardan
kaçınılmaktadır. Statin kullanımı üzerine, etkili oldukları, iyi tolere
edildikleri, büyüme ve gelişme ile etkileşime girmedikleri şeklinde
bazı raporlar bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalar kısa sürelidir ve
görece az sayıda hasta incelemişlerdir.
GEBELİKTE KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ İLAÇLAR
Kolesterol düşürücü ilaçların doğmamış bebeği etkilediğine ilişkin
kanıt yoktur. Ancak herhangi bir risk almaya da değmez ve genellikle,
kolesterol düşürücü ilaç alan doğurgan çağdaki kadınlara etkili bir
doğum kontrol yöntemi kullanmaları tavsiye edilmektedir.
Ailesel hiperkolesterolemi bulunan bir kadın çocuk sahibi olmak
istediğinde, bebek doğana kadar bütün ilaçları kesmelidir. Böylece
bebek hiç riske sokulmaz ve ilaçsız geçen dönemde annede KKH riskinin
önemli boyutta artma ihtimali düşüktür. Gebeliğin son evrelerinde ve
emzirme döneminde total kolesterol ve LDL kolesterolü düzeyleri
artmakla birlikte, bebek memeden kesildikten sonra bunlar daha önceki
düzeylerine döner. Bu görece kısa süreli değişikliklerin KKH riskini
artırıp attırmadığı bilinmemektedir.
Doğum kontrol hapları
Erken kombine doğum kontrol hapları (östrojen ve progesteron içerenler)
kanda kolesterol ve trigliserid düzeylerini yükseltir. Ancak daha yeni
preparatlarda daha düşük dozlar ve farklı tipte hormonlar
kullanılmaktadır ve bunlar kolesterol düzeylerini etkilemez. Bazı
tipler trigliseridlerde hafif artışlara neden olabilir.
NADİR HİPERKOLESTEROLEMİ TİPLERİ
Sık görülen birincil hiperkolesterolemi şekilleri ailesel
hiperkolesterolemi, poligenik hiperkolesterolemi ve ailesel kombine
hiperlipidemidir. Bazıları lipoprotein parçacıklarının protein
bileşenlerinde anormallik lerle ilişkili olan, daha nadir şekiller de
görülebilmektedir. Genel olarak, bu daha nadir anormallikler, ailesel
hiperkolesterolemide görülene benzer şekilde, erken KKH riskinde
artmayla ilişkilidir.
AĞIR HİPERTRİGLİSERİDEMİ
Bu kitabın büyük bölümünde hiperkolesterolemi üzerinde durulmuş,
hipertrigliseridemiye birincil olarak kolesterolle ilişkili bir problem
olarak değinilmiştir. Kan trigliserid düzeyleri çoğunlukla 75 mg/dL'nin
altında olmakla birlikte, başta çok fazla yağ içeren öğünler gelmek
üzere, bir öğün yendikten sonra daha yüksek düzeyler de sık
görülmektedir. Bu düzeyler nadiren 180 mg/dL'yi geçer.
Desilitrede 770 miligramın üzerinde düzeyleri olan daha ağır
hipertrigliseridemiler de ortaya çıkabilmektedir. Bunlar, başta kötü
kontrol altında tip I (erken başlangıçlı) diyabet gelmek üzere,
diabetes mellitus gibi başka bir problemden kaynaklanabilmektedir.
Diyabet iyi kontrol edildiğinde kan trigliserid düzeyleri genellikle
olumlu yönde etkilenmektedir. Alkol kötüye kullanımı da aşırı derecede yüksek kan trigliserid düzeylerine neden olabilir ve tedavide Alkol tüketimi büyük oranda kısıtlanır.
Çok nadir olarak, kandan diyetle gelen yağların temizlenmesini ve yağ
dokularında depolanmasını kontrol eden gende bir bozukluk sonucunda
ağır hipertrigliseridemi görülebilmektedir. Bu hastalıkta kandaki
trigliseridler kandan uzaklaştırılmadığından, kan plazması daha fazla
yağ içerir ve süte çok benzer. Bazen başka bir test için kan
alındığında bu durum saptanabilmektedir. Bu hastalık çok az yağ içeren
bir diyetle tedavi edilir.
Ağır hipertrigliserideminin riskleri
Ağır hipertrigliseridemi (kan trigliserid düzeyleri 385 mg/dL'nin üzerinde) pankreatit riskini artırır. pankreas karnın arka bölümünde yer alan, yiyeceklerin sindirilmesi için enzimler ve ayrıca insülin gibi hormonlar salgılayan büyük bir organdır. pankreas
hasar görebilir ve normalde barsağa salgılanan enzimler salgı bezi
içinde aktive olup, onun kısmen tahrip edildiği pankreatit durumuna yol
açabilirler. Bu, son derece ağrılı ve ciddi bir durumdur.
KKH İÇİN BİR RİSK FAKTÖRÜ OLARAK YÜKSEK KAN TRİGLİSERİDLERİ
Kan trigliserid düzeyleri genellikle 75 mg/dL'nin altındadır ve en az
12 saatlik açlıktan sonra alınan bir örnekte 90 mg/dL'nin üzerindeyse
yükselmiş oldukları kabul edilir. Ağır hipertrigliseridemi (385 mg/dL
üzerindeki düzeyler) riskleri yukarıda belirtilmişti.
Ağır hipertrigliseridemi nadiren görülür. Daha sık görülen, orta
derecede yüksek trigliserid düzeylerinin KKH için risk faktörü olup
olmadığı konusu ise belirsiz olarak kalmıştır. Bazı çalışmalarda yüksek
kan trigliserid düzeyleri ile KKH arasında bir ilişki bulunurken, bu
ilişkinin öteki risk faktörlerinden bağımsız olup olmadığından emin
olmak güçtür. Bunun nedeni, kan trigliserid düzeyleri yükseldiğinde
genellikle total kolesterol düzeylerinin de yükselmiş olması, bu
koşullarda HDL kolesterolünün de çoğunlukla düşük bulunmasıdır.
Meta-analiz adı verilen istatistiksel teknik kullanılarak, başta
kadınlar ve diyabetli hastalar gelmek üzere, düşük HDL kolesterolünden
kaynaklanan riske göre düzeltmeler yapıldıktan sonra, trigliseridlerin
bağımsız bir risk faktörü olduğu izlenimi edinilmiştir. En uygun
tavsiye, kan trigliserid düzeylerinin 75 mg/dL'nin altında tutulması
yönünde olanıdır. Bu amaca erişebilmek için kilo vermek ve yağlı
yiyeceklerden kaçınmak gerekebilir; bazen diyet ağırlıklı girişim
yeterli olmadığında, ilaçlarla tedavi uygulanması da uygundur.
| ÖNEMLİ NOKTALAR |
- Ailesel hiperkolesterolemi bulunan çocuklarda az yağlı bir diyet uygulanmalı, öteki KKH risk faktörlerinden de kaçınılmalıdır.
- Ağır hipertrigliseridemi pankreatite yatkınlık oluşturur.
- Yüksek trigliserid düzeyleri, kadınlar ve diyabetli hastalarda KKH için risk oluşturur.
|